BAKTERİ VE VİRÜS HASTALIKLARI-1

T. C. NİLÜFER MİLLİ PİYANGO ANADOLU LİSESİ

 

BİYOLOJİ DERSİ YILLIK ÖDEVİ

 

BAKTERİ VE VİRÜS HASTALIKLARI 

 

Hatice AKKANAT -2006

          SINIFI

 

NO: 

 

ÖĞRETMEN: Meral TAŞKIN

 

 

 

İÇİNDEKİLER

 

ÖNSÖZ.. 3

 

GİRİŞ. 4

 

1. VİRÜS (VIRUS) 4

 

1. 1. VİRÜSÜN ANATOMİSİ. 4

 

1. 2. VİRÜS HASTALIKLARI. 7

 

BRONŞİT.. 7

 

KUDUZ 9

 

KIZAMIK (Rubelo) 10

 

SOĞUK ALGINLIĞI. 11

 

AIDS. 12

 

SARS (Ağır Akut Solunum Yolu Yetersizliği Sendromu) 14

 

KABAKULAK.. 15

 

SU ÇİÇEĞİ. 16

 

ÇOCUK FELCİ (Poliomyelit) 17

 

UÇUK.. 18

 

GRİP (İnfluenza) 19

 

KUŞ GRİBİ. 20

 

KRUP. 21

 

2. BAKTERİLER.. 22

 

2. 1. BAKTERİLERİN ANATOMİSİ. 22

 

2. 2. BAKTERİ HASTALIKLARI. 24

 

TİFO.. 24

 

MALTA HUMMASI (Bruselloz) 25

 

BAKTERİ PLAĞI. 26

 

VEREM (Tüberküloz) 27

 

DİFTERİ. 28

 

FARENJİT (Yutak İltihabı) 29

 

ŞARBON.. 30

 

BASİLLİ DİZANTERİ. 31

 

TETANOZ.. 32

 

KIZIL.. 33

 

BOĞMACA (Pertussis) 34

 

KOLERA.. 35

 

SÖZLÜK.. 37

 

KAYNAKÇA.. 38

 

ÖNSÖZ

 

Sınıf öğretmenimiz yıllık ödev tercih formlarını verdiğinde, Biyoloji dersini ilk sıraya yazmıştım. Amacım, özel ilgi duyduğum bu dersten ödev alarak, biyoloji ile ilgili konularda yeni bir şeyler öğrenmek ve kendimi biraz daha geliştirmekti.

 

Ödev konum belirlendiğinde ise sevincim bir kat daha artı. Çünkü “Bakteri ve Virüs Hastalıkları” üzerinde yoğunlaşacaktım. Böylece, bazı hastalıklar hakkında belli bir birikime sahip olma imkanı yakalayacaktım.

 

Peki, ödevimi nasıl hazırlayabilirdim? İşte burada bu serüveni anlatmak istiyorum.

 

Tabii, ilk olarak Bursa’daki kütüphanelerde konumla ilgili kaynakları taramam gerekiyordu. Öyle yaptım. Kütüphanelerin Biyoloji kaynak kitapları bölümündeki eserlerden, ansiklopedilerden ve ders kitaplarından ilgili kısımları tespit ettim. Kimisini fotokopi çekerek, kimisini de defterime kaydederek birikimimi artırmaya çalıştım. Bu arada, ödevimde kullandığım görsel malzeme başta olmak üzere, internet ortamından da bir hayli faydalandım.

 

Daha sonra, elimdeki bütün bilgileri belli bir plân içinde değerlendirdim. Elimdeki malzemeyi bilgisayar ortamına aktarırken, son düzenlemelerimi de gerçekleştirdim. Buna göre, “Bakteri ve Virüs Hastalıkları”nı, “Nedenleri”, “Belirtileri”, “Hastalığın Bulaşma Yolları”, “Gidişi” ve “Tedavisi” olmak üzere beş alt başlıkta inceledim.

 

Ödevimi hazırlarken kullandığım kaynakları dipnotlarda bildirdim. Bu arada, kaynaklarımın listesini, ödevimin sonundaki “Kaynakça”da da gösterdim.

 

“Bakteri ve Virüs Hastalıkları” başlıklı bu ödevle pek çok bilgiye ulaştım. Bunlardan en önemlisi, ileride seçmek istediğim meslekle ilgili bazı ipuçlarına sahip olmamdır.

 

Son olarak, ödevimi hazırlarken beni yönlendiren ve yardımlarını esirgemeyen ders öğretmenim Meral TAŞKIN’a; ödevime son şekli verirken önerdiği plândan ötürü babama; başta moral desteği olmak üzere beni her bakımdan tamamlayan anneme ve çalışmalarıma tanık olmak zorunda kalan “çalışma odası arkadaşım” canım kardeşim Ali’ye teşekkür ediyorum.

 

Hatice AKKANAT

 

Bursa, 12 Nisan 2006

 

 

 

 

GİRİŞ

 

Tabiattaki tüm varlıklar canlı form ve cansız form olarak iki gruba ayrılmışlardır. Cansız forma dahil olan varlıklar, üreyemeyen, solunum yapmayan beslenmeye ihtiyacı olamayan tüm varlıklardır. Örneğin denizler, göller, kayalar, bulutlar, dağlar vs. ekosistem içerisinde sürekli bir dönüşüm içerisinde olmasına rağmen canlı sayılmazlar. Bir varlığın canlı sayılabilmesi için, az öncede belirttiğimiz gibi üreyebilmesi, beslenebilmesi, solunum yapabilmesi ve diğer canlılarla sürekli bir ilişki içerisinde olması gerekir ki ancak böyle bir varlığa canlı denebilir. Bu sebeple canlılar sınıflandırılırlar Canlı sayısı çok fazladır. Bu sınıflandırma her canlının belirli özellikleri göz önüne alınır. Canlılar Bakteri, Virüs, Protista, Hayvanlar, Bitkiler, Mantarlar olmak üzere 6 ana grupta sınıflandırılmıştır.

 

 

 

1. VİRÜS (VIRUS)

Canlılar sınıflandırılırken virüslerin hangi kategoriye girecekleri konusunda bir ittifak sağlanamamıştır.  Çünkü virüsler bazı hallerde canlı gibi davranırken diğer bazı hallerde tam bir "inorganik" madde gibi davranır.Dolayısıyla ortaya büyük bir tezat çıkmaktadır.

 

 

 

1. 1. VİRÜSÜN ANATOMİSİ Virüs, doğadaki en basit canlı türlerinden bile daha basit bir yapıya sahiptir. Virüsler ancak "Elektron mikroskobu" ile görülebilirler.Işık mikroskopları ile görülmeleri imkansızdır.Öyle ki bir virüs bakteriyle kıyaslandığında, bakterinin yanında çok küçük kalan bir boyuta sahiptir ve boyu ancak "nm" (nanometre, yani metrenin milyarda biri) uzunluk birimi ile ölçülebilir. Büyüklükleri 10-450 nanometre arasında değişir. Virüsler hücreyi oluşturan temel yapıtaşlarının çok az bir miktarının yine kompleks bir yapı oluşturmalarından meydana gelmiştir.

 

 Bir hücre proteinlerden, nükleik asitlerden, hücre zarından, kompleks organellerden (mitokondri, endoplazmik retikulum, golgi aygıtı, ribozomlar vb.), nukleus (çekirdek) den ve daha birçok enzim ve sayamadığımız kimyasal moleküllerden oluşan oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Virüsler ise yukarıda saydığımız hücre yapıtaşlarından yalnızca üç tanesinin kompleks oluşturmasıyla meydana gelir. Bu yapıtaşları protein, enzim ve nükleik asitlerdir.Bazı virüslerde ise yağ moleküllerine de rastlanılır.

 

Virüsler DNA ya da RNA’dan oluşan bir genetik madde ile bu maddeyi kuşatan bir protein kılıftan oluşur. Virüsler büyümez ve bölünerek çoğalamaz. Sadece hayvan, bitki ve bakteri hücresine girerek çoğalabilirler.virüsün üzerinde çoğaldığı maddelere konak denir. Virüsler konak hücre dışında canlı değildirler kristalleşirler. Her virüsün protein yapısı ile o virüsün üzerinde yaşayabildiği hücre zarındaki glikoprotein arasında bir bağ bulunur.

 

 

 

 

Şekil 1: Virüsün kısımları

 

 

 

Head “Baş Bölgesi”, karmaşık yapılı proteinlerden oluşmaktadır.Bu protein kılıfın içerisinde ise virüse ait RNA (bazen DNA olabilir) molekül zinciri bulunmaktadır. İngilizce "Neck" adı verilen bölge ise boyun kısmıdır. Sırasıyla Collar “Bilezik” Sheath “Gövde”, Tail Fiber “Kuyruk İplikçikleri” ve son olarak Base Plate “Taban Plakası” görülmektedir.

 

Görüldüğü gibi virüslerin anatomisi yalnızca bu moleküler yapılardan ibarettir.Fakat buradaki en büyük soru işareti ise bu moleküllerin neden kendilerini çoğaltmak istedikleridir.

 

Moleküller atomlardan oluşan maddelerdir. Maddenin ise şuuru ve aklı yoktur. Fakat gördüğünüz gibi yalnızca bir molekül yığını olan virüsler doğada kendilerini çoğaltmak için sürekli bir canlı hücre arayışı içerisine girmişlerdir. Bu esrarengiz yapılar üreseler bile ne beslenebilirler nede soluk alıp verebilirler. Bir bakteri bile dışarıdan aldığı molekülleri işleyerek hayatını sürdürür, solunum yapar ve vücudunda oluşan artık maddeleri dışarı atabilir, fakat virüslerin buna benzer fonksiyonları da yoktur. Bakteriler besin ve diğer hayati moleküllerin yokluğunda hayatlarını kaybederken virüslerin ölmesi diye bir şey söz konusu değildir. Şimdi bu esrarengiz yaratıkların doğada kristal halinde cansız olarak dolanırken bir hücreye rastgelip, nasıl bir canlı gibi üremeye başladığını şekillerle inceleyelim.

 

 

 

 

Şekil 2: Virüsün Çoğalması

 

 

 

Şekilde görüldüğü gibi virüs kristal halinde doğada serbest olarak dolaşırken bir bakteri yada başa bir canlı hücresine rast geldiğinde (Burada bakteri hücresi örnek gösterilmiştir.) kuyruk kısmı bakterinin duvarına temas edecek şekilde konumlanır.

 

Şekilde virüsün sahip olduğu genetik şifresi yani RNA’sı kırmızı olarak gösterilmiştir. Virüs RNA’sını bakterinin sitoplazmasına zerk edebilmek için kuyruk kısmından bakteri duvarına bir tür enzim enjekte eder. Bu enzim bakterinin duvarını tıpkı bir asit gibi delmeye başlar.Bakterinin duvarı delindikten sonra virüs RNA’sını bakterinin vücudunun içerisine gönderir.

 

Bakterinin içerisinde dolanan RNA molekülü bakteriye ait DNA molekülünün belli bir bölgesine yerleşir. Bu yerleşme belirli genler arasında konumlanarak gerçekleşir. Örneğin bakteride A geni ile B geni yanyana ise virüs RNA sı bu iki genin arasına yerleşir. Yani A geninin içerisinde yada B geninin içerisinde herhangi bir yere yerleşmez.Bakterinin virüs RNA’sını içeren şekline ise "Lizogen bakteri" adı verilir.

 

Bakteri, üremek için DNA’sını replike ederken farkında olmadan virüsün RNA’sını da replike eder. Bakteri çoğalmaya devam ederken bir yandan da virüsün RNA’sının bir kopyasını üretir. Bu kopyalanan RNA’nın içerisinde ise virüsün tüm genetik bilgileri saklıdır.Mesela virüsün üzerini örten kılıf proteinin aminoasit şifreleri bu RNA da bulunur. Bakteri replikasyonla ürettiği virüs RNA’sından aynı zamanda virüsün örtüsü için gerekli proteinleri de translasyon yoluyla yani protein üretim mekanizmaları yoluyla üretir.

 

Virüs bakteriyi tıpkı bir köle gibi çalıştırarak kendisini çoğaltmaya başlar. Bakteri öyle bir duruma gelir ki ürettiği virüsleri taşıyamaz olur ve parçalanır. Bu olaya ise "Liziz" denir.

 

Virüslerin yalnızca yukarıdaki gibi sabit bir şekli yoktur. Virüsler değişik şekillerde olabilirler. Örnek verecek olursak tuğla biçiminde mermi görünümünde, çokgen küre, yuvarlak veya virgül şeklinde olabilirler. Bunun yanında yuvarlak ve çokgen küre şeklinde olanları da vardır.

 

 Doğada binlerce  tip virüs vardır ve her biri kendine has özelliklerde olup değişik tiplerde hastalıklara neden olurlar. Bazı virüs türleri ise insan ve hayvanlara zarar verebildiği gibi bitkilere de zarar verebilmektedir. Bazı virüsler girdikleri canlıların hücrelerinde çoğalarak urlara neden olur. Virüsler bir bakıma hücre içi parazit olduklarından antibiyotiklerden etkilenmezler. Bu sebeple antibiyotikle tedavi edilemezler. Bir hücreye virüs girdiğinde bu hücre savunma maddesi olarak interferon denen proteini üretir. İnterferon, bir biyolojik yanıt değiştirici, vücudun enfeksiyonlara ve hastalıklara doğal yanıtını geliştiren bir maddedir. Birçok interferon tipi vardır; interferon-alfa, beta, gamma gibi. İnterferonlar canlının o virüse karşı bağışıklık kazanmasını da sağlar. Bu yöntemle virüslerin sebep olduğu bazı hastalıklara karşı aşı geliştirilmiştir.

 

Şimdi virüslerin hayvanlar, insanlar veya bitkiler üzerinde sebep olduğu hastalıkları inceleyelim:

 

 

 

1. 2. VİRÜS HASTALIKLARI

 

BRONŞİT[1]Bronşit, büyük bronşları, yanı soluk borusundan dallanarak akciğerlere yayılan hava borularını örten mukoza dokusunun akut (şiddetli) ya da kronik (yerleşik) iltihabıdır. İltihap bronşiyol denen küçük bronşlarda olursa bronşiolit adıyla anılır. Virüslerin sebep olduğu bronşit tipi akut bronşittir. Kronik bronşit, sigara dumanı, hava kirliliği veya solunum yolları enfeksiyonlarından kaynaklanır.

 

 

 

AKUT BRONŞİT

 

Sıradan bir hastalık olarak kabul edilir ve soğuk algınlığının ardından gelişir. Çok yaygındır.

 

 

 

 

 

Nedenleri:

 

Akut bronşitin iki temel etkeni vardır. Enfeksiyonlar ve fizikokimyasal etkenler. Özellikle gençlerde görülen akut bronşitlerde başlıca etken bakterilerden çok virüslerdir. Bakteriler bronşit etkeni olabilir ama genellikle bronşlarda hiçbir hastalığa neden olmadan saprofit olarak yaşarlar. Akut bronşit vakalarına genel olarak İnfluenza, Parainfluenza, Coryza (nezle) virüsü, Adenovirüsler ve Respiratory syncytial virüsleri sebep olur.

 

Bronşitin fizikokimyasal etkenleri ise fabrika, ev bacaları ve ile taşıtların egzoz borularından çıkan dumanlardır. Solunum yollarında iltihaba yol açtığı bilinen sigara da bunların başında gelir.

 

 

 

Belirtileri:

 

Özellikle soğuk algınlığı sonrasında öksürükle beraber Hafif ateş (37,5˚C-38,5˚C) görülür. Soluk borusu ve bronşlarda gelişen iltihap göğsün orta bölümünde, göğüs kemiğinin arkasında öksürüğün artırdığı bir ağrı ile ortaya çıkar.Bronş iltihabının en önemli belirtisi olan öksürük bronşlardaki savunma mekanizmasının bir göstergesidir. Hastalığın en önemli ikinci belirtisi olan balgam çıkarma, damar dışına sıvı sızması ve mukus salgısının artmasıdır.

 

 

 

Hastalığın Bulaşma Yolları:

 

Hastalığı hazırlayıcı etkenlerin başında çevre ve iklim koşulları yer alır. Ani sıcaklık değişikliklerinde sürekli sıcak ve kuru ya da tam tersi tozlu ve nemli ortamlarda solunum yollarının koruyucu sıvısı azalır. Vücuda giren virüs de bronşlara kolayca girer. Akut bronşitin diğer etkenleri ise soğuk algınlığı veya burun orta bölmesi eğriliği (deviasyon) dur. Üst solunum yollarının yanı burun, boğaz, gırtlak ve soluk borusunun enfeksiyonlarına neden olan soğuk algınlığından başka burun orta bölmesi eğriliği de burun solunumunu engeller. Dolayısıyla bunlar solunumun ağız yoluyla yapılmasına ve sonuç olarak yeterince ıslatılmamış ve nemlendirilmemiş bir havanın solunmasına neden olur. Böylece virüsler veya bakteriler vücuda kolayca girer.

 

 

 

Gidişi:

 

Akut bronşit genellikle tehlikeli bir gelişme göstermez. Hasta iki hafta içinde iyileşebilir. Virüslerin etken olduğu bir enfeksiyonun bronşlarda doku yıkımına yol açması, buralarda bakterilerin de üremesini kolaylaştırır. Bu durumda hastalığın gidişi daha kötüdür.

 

Yorum Yaz